Sadece bir gazeteci değil, bir ‘duruş’
Şule Aydın, mesleğini “popüler” olmak için değil, “gerekli” olduğu için yapanlardan. Belki de bu yüzden, ana akım medyanın daralan koridorlarından çıkıp kendi bağımsız alanını yaratmayı seçti. “Kayda Geçsin” programıyla bir ekol yarattı; bu sadece bir program adı değil, aynı zamanda onun gazetecilik manifestosuydu: “Unutulmasın, tarihe not düşülsün.” Kariyerini Halk TV’den sonra meslektaşlarıyla kurduğu “Onlar TV” ile dijital platforma taşıması, aslında bu manifestonun bir devamı niteliğinde. Geleneksel medyanın sınırlarına sığmayan, editoryal bağımsızlığından taviz vermek istemeyen ve izleyicisiyle doğrudan bağ kurmayı tercih eden bir anlayışın temsilcisi oldu. Bu bilinçli ve bağımsız duruş, aslında uzun bir kariyer yolculuğunun doğal bir sonucu.
Herkes bağırırken, o neyi fısıldıyor?
Onun ekran personası da bu gazetecilik anlayışının bir yansıması. Gündemin en “tımarhanelik”
anlarında, herkesin sesini yükselttiği bir ortamda, o sakinliğiyle fark yaratıyor. Tele1’deki programlarının ardından Halk TV’de zirveye taşıdığı bu ısrarlı ve araştırmacı yayıncılık anlayışı, sadece izleyiciler nezdinde değil, meslek örgütleri katında da büyük takdir topladı. Aydın, bu duruşu sayesinde Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü, yine ÇGD tarafından verilen “Yılın Başarılı Gazetecisi” ödülü ve Sosyal Demokrasi Derneği (SDD) tarafından takdir edilen “Yılın Televizyon Habercisi” unvanı da dahil olmak üzere çok sayıda prestijli ödüle layık görüldü. Bu ödüller, sadece bir gazeteciyi değil, onun temsil ettiği duruşu onurlandırıyor.
